Yazılarım

Çocuğum Okula Gitmek İstemiyor?

Bir çocuk için okula başlamak onun yürümeye başlaması, diş çıkarması veya konuşması kadar önemlidir. Okula başlamak için gerekli yaşa ulaşmış ve zihinsel olgunluğa erişmiş bir çocuğun okula gitmek için hazır olması gereklidir. Yani, yeni duruma uyum sağlamak için gerekli ruhsal olgunluğa ulaşmış bir çocuğun okul hayatı pozitif olacaktır.

Okula başlamak, çocuk için yetişkinin düşündüğü kadar kolay değildir. Yeni insanlar, öğretmen dedikleri otoriter birisi, ödevler ve kendisi kadar kaygılı bir sürü çocuk… En kötüsü de bu zamana kadar hep başı sıkıştığında imdadına koşan ailesi orada yok. Bazı çocuklar için okula başlamak eğlenceli olsa da, bu her çocuk için söylenemez. Özelliklede ailesine bağımlılık geliştirmiş olan, aşırı koruyucu ailelerin çocukları, okulun açıldığı gün yoğun bir psikolojik baskı yaşayabilirler. Bu yeni durum çocuk için tehdit oluşturabilir. Hatta geçici sürelerle çocukta kekemelik, tırnak yeme veya kâbuslar görme gibi bozukluklar da başlayabilir.

Çocuğun ilk günlerde yaşadığı okul korkusu fobiye dönüşebilir. Okul korkusu çocuğun okula gitmeyi ısrarla reddetmesidir. Çocukta bazı bedensel acılar gelişecektir. En sık görülen ise mide bulantısı, karın ağrısıdır. Fiziksel acılanma çocuğun okula o gün gitmemesine karar verilene kadar devam eder. Ailesi “bugün okula gitme, hastasın” dediği an bedensel şikâyetler bitecektir. Bu şikâyetlerle abartmadan, ölçülü bir şekilde ilgilenmek gerekmektedir. Güven verici, içten ve cesaretlendirici bir ilgi çocuğa iyi gelecektir.

Okul korkusu içerisindeki bir çocuğun asıl korkusu ailesinden ayrı kalmaktır. Yalnız kalan bir çocuk kendisinin veya ailesinin başına kötü şeyler geleceğini zanneder. Korkusunu ifade etmesine fırsat verildiği zaman durum kontrol altına alınabilir, korkuları kabul edilerek güven verici cümlelerle yaklaşılabilir. Böyle durumlarda alay etmek, aşağılamak veya öfkelenerek azarlamak durumu iyice zorlaştırır ve okul fobisi geliştirmekte oldukça etkili yöntemlerdir.

Çocuğun korkusu karşısında soğukkanlı aileye ihtiyaç vardır. Bazen anneler yoğun endişe yaşayabilirler. Böyle durumlarda çocuk ailenin endişesini hissederek daha fazla zorlanacaktır. Anne gerekirse bir uzmanla görüşerek, rahatlamalıdır.  Her şeyden önce çocuğun okuldan uzak kalmamasına önem verilmelidir. Çocuk derse girmese bile okul bahçesinde bulunmalıdır. Evde kalış uzadıkça okula dönüş o ölçüde güçleşir. Çocuğun sıkıntıları ilk günleri artar gibi olsa da sonraları yatışır. Her türlü öğretim de olduğu gibi çocuğa neden burada olduğunun uygun bir dille anlatılması gerekir.

Çocuk okula gidiş sebebini öğrenmelidir. Anne babalar okula başlama arefesi ve okul başladıktan sonra evlerinde sıkça okulun önemini çocuklarına anlatmalıdırlar. Bu süreçte anne babalar kendi çocukluklarına dair olumlu eğlenceli okul anılarını çocuklarına anlatabilirler. Bir yandan evde çocuğun zihninin ve ruhunu okula hazırlarken bir yandan da anne babanın öğretmenle çocuğunun okulu ile işbirliği içinde hareket etmesi önemlidir.Okulda öğretmenin sıcak ilgisi, eğlenip oynayacak ortamın varlığı, çocuğun kısa bir süre içinde gevşeyip rahatlamasına yardım eder. Bu çocukların girdikleri bu yeni ortama uyabilmeleri ve kendilerini güvenlik içinde hissedebilmeleri için kendilerine güven sağlayıcı birine ihtiyaçları vardır.

Küçük çocuklara okulda bu güveni en iyi verebilecek kimse öğretmenleridir. Öğretmen onun gözünde güçlü ve önemlidir. Eğer öğretmen ulaşılmaz bir otorite ise hemen her çocuk için bir tehlike oluşturur. Çocuğunuzun öğretmeni ile önceden mutlaka işbirliği içinde çalışarak , çocuğunuzu okula başlama öncesi tanıştırarak aralarında olumlu bir diyalog geçmesine yardımcı olun. Bu sizinle öğretmen arasındaki sıcak ilişkiye bağlıdır. Hiçbir zaman çocuğunuzun yanında öğretmeni eleştirmeyin.

Okula yeni başlayan çocuklarda uyum sağlama süresi çocuktan çocuğa değişir fakat  yaklaşık süre 2 ay kadardır. Bu süreç esnasında çocuklar zaman zaman okula gitmek istemeyebilir , bazı korkular yaşayabilir, yeni karşılaştıkları deneyimlere karşı duyguları sebebiyle okuldan uzak kalmak isteyebilirler. Kolay uyum göstermiş çocuklar da bile zaman zaman geri dönüşler olabilir. Ağlama krizleri, gelmek istememe gibi belirtiler gözlemlenir. Çocuk sıkıntısını içinde bastırmıştır. Ortama, oyuncaklara hakim olmuş, öğretmenine ve en az bir arkadaşına alışmasına rağmen okul artık onun için cazibesini kaybetmiştir. Özellikle sosyo-ekonomik seviyenin yüksek olduğu ailelerde bu durum daha sık gözlenir. Çocukların evde sahip oldukları düşünülürse bu durumun nedeni kolayca anlaşılabilir. Aile içinde yaşanan sorunlar, ani değişiklikler, bir sınıf arkadaşının elinden oyuncak çekmesi ya da durumun stresiyle ortaya konmuş itme, vurma davranışıyla karşılaşması okula alışan çocuğun sonradan problem yaşamasına neden olabilir. Ailelerin okul ile ilgili fazla abartılı, özendirici ama gerçek dışı bildirimleri de benzer durumlara neden olabilir. Çocuğun beklenti düzeyi o kadar çok abartılmıştır ki, okulla ilgili gerçekler bu beklentiyi dolduramaz ve çocuk kandırıldığını düşünür. Düş kırıklığı içerisinde okula gelmeyi istemeyebilir. Henüz uyum süreci sona ermeden yaşanan hastalıklar işleri daha da zorlaştırır. Hastalığı nedeniyle evde gördüğü ilgi hoşuna giden, devamını sağlamak için de evde kalmak isteyebilir. Tüm bu sebeple anne babaların sabah saatleri çocukları ile zor saatler yaşamalarına neden olabilir.

Okula uyum sürecinin devam ettiği bu aylarda yaşanan sorun durumlarında bilinçli anne baba tutumları son derece önemlidir. Çocukların öğrenim yaşamlarına alışma evresinin sürdüğü bir dönemde aşırı hoşgörülü , tavizkar ya da otoriter baskıcı anne baba tutumları, çocukların uyum sağlama sürecini zorlaştırır. Özellikle evinde her istediğini yaptırmayı başaran çocuklar kuralların olduğu bir ortamdan duyduğu rahatsızlıkla anne babalarına ağlayarak istediğini yaptırmayı deneyebilir. Aşırı baskıcı, şiddetin uygulandığı ailelerde çocuklarda davranış bozuklukları görülebilir. Yine çocuklarının benliklerini aşırı besleyerek çocukları evlerin paşaları kraliçeleri haline dönüştüren ailelerde yalnız kendini düşünen bencil çocuklar yetişir ve çocuklar okulda kendisi gibi özel olan arkadaşlarını kabul etmede zorlanabilir.   Bu evrede anne babaların bilinçli bir tutumla okulla ilgili olumlu duygularını çocuklarıyla doğru biçimde paylaşabilmeleri, çocuklarının öğrenmelerini destekleyebilmeleri, kararlı ve tutarlı bir tutum göstermeleri bu sıkıntılı sürecin aşılabilmesine yardımcı olacaktır.

ÇOCUĞUNUZUN OKULA UYUM SORUNLARI MEVCUTSA;

  • Çocuğunuz birkaç dakikada bir sizi görmeyi ve sesinizi duymayı talep ediyorsa, onu bırakmamanız için size yalvarıyorsa,
  • Siz ayrıldıktan 10 dakika sonra dahi sakinleşmiyorsa ve sürekli sizden ayrı kalacağına dair yoğun bir kaygı yaşıyorsa,
  • Ev dışında oynamayı, siz yanında yokken uyumayı reddediyorsa, uykuya daldığında ayrılıkla ilgili kâbuslar görüyorsa,

çocuğunuz okul fobisi yaşıyor denilebilir ve mutlaka bir uzmana başvurmanız gerekecektir.

İŞTE ÖNERİLERİMİZ;

  • Çocuğunuzu okul hayatına hazırlayın. Ona, okula giden mutlu bir çocuğun hikayelerini anlatın.

  • Çocuğunuzun öz güvenini destekleyen bir yaklaşım izleyin. Onun yapabildiklerini öne çıkarın ve sevginizi ifade edin.

  • Ailenizde huzurlu bir aile iklimi oluşturun.

  • Olumlu ana baba tutumları konusunda bilinçlenmeniz en önemli desteğinizdir. Bu tür sorunların altında genellikle yanlış ana-baba tutumları yatmaktadır.

  • Aşırı koruyucu ebeveyn tutumlarıyla çocuğa yaklaşmak onun özgüvenini zayıflatacak, zarar görme korkusu yaşamasına ve okula uyumunun zorlanmasına neden olacaktır.

  • Okula gitmek istemeyen çocuğunuzu cezalandırmayın ,korkutmayın. Ceza güdümlü ve korku disiplini kullanarak verilen eğitim çocuğun kişilik gelişimine zarar verecektir.

  • Kendi okul hayatınızdan bahsedin ve okul için birlikte alışverişe çıkın. Okulun ne demek olduğunu, kendisine neler kazandıracağını, onun dili ile abartarak, gerekirse ballandıra ballandıra anlatın.

  • Çocuğunuzun kaygılarını dinleyin ve kabul edin. Onu anladığınızın mesajlarını verin. Yeni bir şey yaşamaya kalkmak, yeni bir ortama girmek ve ailelerden ayrılmak gerçekten zordur. Buna inanın ve inandığınızı ona hissettirin.

  • Kararlı davranın. Onun okulda kalmasını sağlayın. Ağlamasından ve kontrolsüz tepki vermesinden korkarak hemen eve getirmeyin. Eve götürdüğünüz takdirde okula alışması zorlaşacaktır. İlk gün sizde onunla sınıfa girin ve öğretmenle birlikte bazı etkinliklere beraber katılın. Daha sonra belirli periyotlarla okulda zaman geçirmeyi azaltın. Sınıftan çıktığınızda sınıf kapısında bekleyin. Dediğiniz yerde mutlaka onu bekliyor olun. Daha sonra okul lobisinde oturarak bekleyin ve bekleme sürenizi azaltın. Diğer gün sabah getirip okul çıkışı alacağınızı ifade edin ve mutlaka verdiğiniz sözü tutun. Ondan habersiz okuldan gitmeyin.

  • Okuldan çıktığınızda sohbet edin ve eğlendirici bazı etkinlikler yapın. Unutmayın bir çocuk okuldan ne kadar uzak kalırsa o kadar alışmakta zorluk çekecektir.

  • Okul konusunda ona bilgi verin ve kafasındaki tüm soru işaretlerinin kaybolmasına yardımcı olun. Okulda bir günün nasıl geçtiğini anlatın. Onunla okulunu gezmeye çıkın.

  • Sabah olduğunda okula eğlenceli bir şekilde gitmesi için uğraşın. Uykusunu tam almasına, kahvaltı yapmasına özen gösterin. Onu sürprizlerle, öperek uyandırın ve neşeli bir şekilde, cesaretlendirerek okula gönderin. Onu düşüneceğinizi, almak için geleceğinizi anlatın ve kendi gününüzün nasıl geçeceği ile ilgili bilgilendirin.

  • Çocuğunuza “Bir arada olmasak ta biz birbirimizi seviyoruz. Anne babaların kalpleri çocukların kalplerine bağlıdır” gerçeğini sıkça anlatın.

  • İlk haftalarda çocuğunuzun huzursuz ve yorgun olmasını normal karşılayın. Ayrıca verdiği tepkilerin giderek kontrolsüzleşmesi ilk günlerde normaldir, endişelenmeyin. Bu durum daha sonraları değişecektir.

  • Çocuğunuzun okula uyum sürecini yaşadığı ilk bir ay akşam ev ve aile gezmeleri yerine evinizde durarak çocuğunuzun aile ve okul düzenine alışmasına yardımcı olun.

  • Pazar günü gecelerinde çocuğunuzu okula zihinsel ve bedensel olarak hazırlayın. Haftalık temizliğin yapılması kıyafetlerin hazırlanması vs gerekli ayrıntıları kontrol edin.

  • Pazartesi sabahları çocuklarınızı okula gönderirken gergin ve sinirli olmadan rahat ve huzurlu davranmaya özen gösterin. Unutmayın olumsuz duygular bulaşıcıdır.

  • Sabahları çocuklarınızı sevgiyle uyandırın ve okula sevgiyle uğurlayın.Bu onun kendini girdiği ortamlarda güvende hissetmesini sağlayacaktır.

  • Çocuğunuzu uğurlarken güle güle yerine akşama görüşürüz cümlesini kullanın.

  • Kendi aranızda bir “hoşça kal töreni ” geliştirin sabah bunu yaparak veda törenini uzatmadan çabucak okuldan ayrılın.

  • Çocuklarınıza okul dışında da arkadaşlarıyla birlikte olacağı ortamlar sağlayın.

  • Okul ve çocuğunuzun öğretmenleri hakkındaki olumsuz duygu ve düşüncelerinizi çocuğunuzun yanında konuşmayın. Çocuğunuz sizin okula ve öğretmenlerine güvendiğinize tanık olmalıdır.

  • Çocuğunuzla okul dönüşü sohbet edin. Öğrendikleri oyunları birlikte oynayarak birlikte şarkı söyleyin eğlenin.

  • Çocuğunuzu dinleyin.

  • Çocuğunuzun okula gitmek istememe sorununu asla ailenizin tek problemi haline dönüştürerek gündemde tutmayın.

  • Çocuğunuzun hastalık vb nedenlerle okula gitmediği günleri evde eğlenceli kutlamaya dönüştürmeyin.

Share Tweet Pin It +1
Önceki YazıÇocuğumuzu Boşanmaya Nasıl Hazırlamalıyız?
Sonraki YazıÇocuğunuz Herşeyi Unutuyor mu?

Henüz Yorum Yapılmamış

Bir Yorum Yazın